Hakkımızda

Adıyamanlı Abuzeroğulları Çiğköftecisi

Lezzet ve kaliteyi uygun fiyata sunmayı prensip edinen firmamız, yeni ürünler sunma konusunda sürekli olarak çalışmalarını sürdürmektedir. 2002 yılında Abuzeroğulları Çiğköftecisi adı altında kurulan şirketimiz her geçen gün yeni bayileri,yeni konseptleri ve yeni ürünleri ile sektördeki yerini zirveye taşımaktadır.

Müşteri memnuniyetini ve kaliteyi ön planda tutarak bugün İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelindeki şube ve bayisiyle sizlere hizmet vermektedir.Hedefimiz kaliteden taviz vermeden Adıyaman Çiğköfte kültürünü bütün dünyaya tanıtmaktır.

Vizyonumuz
Abuzeroğulları Çiğköftecisini yurdun dört tarafında bilinen bir marka haline getirmektir. Kalite ve hijyeni ön planda tutarak müşteri beklentilerini ve memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak, yenilenen konsepti ve ürün çeşitliliği ile Abuzeroğulları Çiğköfte ailesine yeni bireyler eklemek amacıyla hedeflerimize ulaşmaktır.

 

Misyonumuz
Sağlıklı ve hijyenik ürünler sunmak, toptan kalite geleneği oluşturmak müşterilerimizin talep ve beklentilerini karşılamaktır. Abuzeroğulları Çiğköfte olarak gün geçtikçe artan bayi sayısı ile Abuzeroğulları Çiğköfte ailesine yeni çalışma arkadaşları katarak,Türkiye'nin her yerine hizmet ve kalitemizi sunmak.

Yenilenen ürünlerimiz ve ürün çeşitliliğimiz ile Sektördeki yerimizi zirveye taşımak ve devamlılığını sağlamaktır.

 

ÇİFKÖFTENİN TARİHÇESİ*

Bundan 3600 yıl kadar önce. Adıyaman Yöresindeyiz. Nemrut, tanrılık iddia ediyor ve insanları tevhide çağıran Hz. İbrahim i ortadan kaldırmayı kafasına koymuş. Ancak onun için kolay bir ölüm seçmiyor. Niyeti şöyle sanal bir cehennem yaratıp onu bu cehennemde cayır  cayır yakmak. Ne de Olsa kendisini  tanrı sanıyor. Tellallar çığırıyor:"Her kimin evinde odundan ağaçtan ne varsa şehir meydanına getire "

Odunlar yığılıyor ama nemrut bunu az buluyor. İkinci bir emirle evlerde ahşap namına ne varsa getirilmesini istiyor ve birkaç gün içinde eşyalarda yığılıyor. Yetmiyor, toprak evlerin zaten tek tük rastlanan bütün kapılarının, pencerelerinin sökülüp getirilmesi isteniyor. Bunlarda yapıldıktan sonra kibrit çalınıyor yığılan ağaçlara ve elbette alevler dağlar gibi.

Hikâyenin bundan ötesi kısas-ı enbiya ve siyer kitaplarının konusu. Biz gelelim başka bir hikâyeye:

Efendim Adıyaman Yöresinde büyük ateşin yakıldığından iki gün sonra genç bir avcı, omzundan bir ceylan, belinde birkaç keklik ve sülün ile evine dönüyor. On gündür sahralarda gezinmiş, avlanmış, uykusuz kalmış yorulmuş." Hanım"  diyor yolunu gözleyen hatuna."Aç ve yorgunum. Sen şu ceylanı pişirirken ben birazcık başımı yastığa koyuvereyim."  Sonra da geçiyor iç odaya. Kadın şaşkın, şehirde olanları anlatmaya vakit bulamıyor. Evde yakacak bir çöp bile yok ki et pişirsin. Ceylanı yüzüyor. Etin yağsız kısımlarından yeteri kadar alıyor. İki elinde iki satır. Kıyabildiği kadar kıyıyor. Etler nerde ise lif lif ayrılmış durumda. Sonra içine incecik bulgurdan bir avuç koyuyor. Yoğuruyor, yoğuruyor 
Kulağı yatak odasında. .. Aman bey uyanmasın! Henüz yemek hazır değil. Daha soğan doğrayacak lif lif. Maydanoz koyacak içine kırık, kırık Sivri biber ve domates de elinin altında ince ince dilimlenmeyi beklemekte? Yoğurdukça kollarında ağrılar başlıyor ama nafile, hiç aldırmıyor; evinin direği uyanınca yemek ister? İçerden bir tıkırtı Belli ki sofranın kurulmasına zaman kalmadı. Tencerede ne varsa köfte biçiminde mıncıklayıp diziveriyor bir tepsiye.

Marul mu ?! 
O daha sonraki zamanların icadı. Kocası ellerini yıkayıp kuruluyor sofranın başın.

Mmmmmmmmmm!. Nefis Bir şey!...  On günlük  zahmete değdi doğrusu!...Eline sağlık hanım ne güzel pişirmişsin!

Afiyet olsun bey; sana öyle gelmiştir(!).

O gün bu gündür bir çiğ köftedir gidiyor memlekette Hem de erkekler kapmış işi.
*İskender Pala 'dan alıntıdır.

 

 
© 2014 Adıyananlı Abuzeroğulları Çiğköfte. Tüm Hakları Saklıdır.